Haberler
Kamusen'den
Kazanımlarımız
Genel Merkez Yayınlarımız
K.İ.K. Görüşmeleri
Duyurular
Basından Seçmeler
Videolar
Fotoğraf Galerisi
Şubelerimizden Etkinlikler
Mevzuat
Tebrik,Vefat
Site İçi Arama
Anketler
Türkiye Ekonomisinin İyiye Gittiğine İnanıyor musunuz?

Sonuçları Göster
Anketler
Kamu Kurumlarının Özelleştirilmesini Doğru Buluyor musunuz?

Sonuçları Göster
Hava Durumu
Ankara
ANKARA
İstanbul
ANKARA
Mail Grubu
Mail Grubumuza Üye Olunuz

 
Ana Sayfa ›› TÜM İÇERİK ›› Haberler ›› TRT Kanunu'nda Yapılmak İstenen Değişiklik Hakkındaki Görüş ve Öneriler
 
Çıktı AlYazıyı Gönder
TRT Kanunu'nda Yapılmak İstenen Değişiklik Hakkındaki Görüş ve Öneriler
TRT Kanunu'nda Yapılmak İstenen Değişiklik Hakkındaki Görüş ve Öneriler

  

TÜRK HABER-SEN’İN TBMM’DE ALT KOMİSYONDA BULUNAN

2954 SAYILI TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KURUMU KANUNU’NDA YAPILMAK İSTENEN DEĞİŞİKLİK HAKKINDAKİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR.

 

           Türkiye’nin kamu yayıncılığı yapmakla görevlendirilen tek yayın kuruluşu TRT, halkın geri bildirimine önem veren açık, dinamik, üretken ve en önemlisi cumhuriyet ilkelerine bağlı, tarafsız yayıncılığı hedef edinmiştir.

           Gerçekleştirdiği ulusal, uluslar arası ve uydu yayıncılığı ile dünyanın sayılı yayın kuruluşları arasında yer alan TRT, devlet adına radyo ve televizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla, 1 Mayıs 1964’te, özel yasayla özerk bir kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur. TRT’nin özerkliği, 1972 yılında Anayasa değişikliği sırasında kaldırıldı ve kurum “tarafsız” bir kamu iktisadi kuruluşu olarak yeniden düzenlendi.

           Türkiye’de Kamu Yayıncılığı yapma yetkisi ve görevi Türkiye Radyo Televizyon Kurumuna (TRT) aittir. “T.C.Anayasa Madde 133; Radyo ve Televizyon istasyonları kurmak ve işletmek, kanunla düzenlenen şartlar çerçevesinde serbesttir. Devletçe kamu tüzel kişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzel kişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.”

           Bir Kamu Hizmeti Yayıncısı olarak TRT’nin yükümlülük alanı ülkenin bütün nüfusudur.

           Ülkemizde TRT eliyle yürütülen Kamu yayıncılığı hizmet, Anayasamızın 1,2 ve 3’üncü maddelerinde ifade edilen genel esaslar doğrultusunda, toplumdaki birey ve grupların tartışabildiği bir forum meydana getirerek, kamuoyunun oluşturulmasında ve demokrasinin sağlıklı işlemesinde öncü rol oynar.

           Türk Toplumu ve Türkiye Cumhuriyeti devleti adına TRT bugün;

           4 ulusal, 8 bölgesel,1 il ve 1 turizm radyosu olmak üzere 14 ayrı kanaldan gerçekleştirdiği yayınları ile Türk toplumunun hizmetindedir.

Televizyon alanında ise,

TRT-1,2,3,4, TRT-İNT, TRT-TÜRK ve TRT-GAP olmak üzere 7 kanaldan yayın yapmaktadır.

Dünyanın sayılı yayıncılık kuruluşlarından olan TRT bugün uydular ve internet aracılığıyla yayınlarını bütün dünyaya ulaştırmaktadır. Radyo-2 (TRT FM) ve Türkiye’nin Sesi Radyosu 29 dilde ve TRT-İNT, TRT-TÜRK televizyon kanallarımız Avrupa, Asya, Kuzey Afrika, Avustralya ve Amerika kıtasını kapsayan oldukça geniş bir coğrafyada dinlenip, izlenmektedir

            TRT Kurumu; Öz değerler olarak,

            -Ülkemizin bağımsızlığını ve bütünlüğünü,

            -Toplumsal barış ve huzuru,

            -Gelişmiş bir demokrasiyi,

            -Kültürel değerlere saygıyı,

            -Toplumu derinden etkileyen olaylara, gelişme ve değişmelere zamanında ve duyarlı yaklaşımı yayın anlayışının temeline oturtmuş,

            Özel değerler olarak,

           -Kültürel çeşitliliği zenginlik olarak kabul eden

           -Sosyal katmanları ve sivil toplum hareketlerini dikkate alan,

           -Özel hayatın gizliliği, genel ahlaka aykırı yayın yapmamak v.b temel ilkelere saygılı,

            Seçilmiş değerler olarak,

           -Sosyal sorumluluğunun bilincinde,

           -Yaratıcı düşünceyi hizmet anlayışının temelinde tutan,

           -Doğru bilgiyi hızlı ve tarafsız sunmaya özen gösteren,

           -Dil ve anlatımda doğru, temel, kolayca anlaşılabilir güzel bir Türkçe duyarlılığı taşıyan,

           -Toplumun büyük kesimi tarafından beğeni ile izlenmeyi hedefi olarak belirlemiş,

           Moda değerler olarak,

           -Erozyonla mücadele, çevre koruma, koruyucu sağlık hizmetleri, okur-yazarlık oranının artırılması, bilimsel ve teknolojik gelişmeler gibi toplumu ileriye götürecek konulara hassasiyet gösteren

           Bir kamu hizmeti yayıncılığını oluşturmak için insan kaynaklarının gelişimi yönünde harekete geçmelidir. Demokrasimizin, kültürel ve sosyal yapımızın TRT’ye ihtiyacı bulunmaktadır.

Kamu yayıncılığı devlet olma bilincine sahip, iç ve dış politikasını oturtmuş bütün devletlerin önemli unsurlarından biridir. TRT Dünyadaki kamu yayın kurumları arasında gücü ve yayın alanı bakımından ilk sıralarda yer almaktadır.

Dünyadaki benzerleri ile karşılaştırıldığında, hepsinden daha büyük ve kapsamlı görevlerle yükümlü bir kamu yayın kuruluşu olarak dikkati çeker, TRT’de Bir televizyon çalışanına düşen yıllık yayın saati, diğer yayın kuruluşlarına göre 5 kat daha fazladır. BBC ile TRT karşılaştırıldığında; BBC’in yayın saati toplamı TRT’nin yarısı kadarken, Televizyon için çalışan eleman sayısı 7 katına (25.000 – Bu rakam kadrolu tam mesai ile çalışanların sayısıdır) ulaşmaktadır. BBC’in gelirleri ise TRT’nin gelirlerinden onlarca kat fazladır.

Bu yayın kurumları ülkelerinin yönetim yapısına göre farklı yayın politikaları takip ederler. Totaliter rejimler altında yayın yapmakta olan kamu yayın kurumları; genellikle ülkeyi yöneten güç odağının tellalı durumundadır. Demokratik ülkelerde ise kamu yayın kurumlarına güvenilir maddi kaynaklarla destek verilmesi dışında hiçbir müdahale yapılmamaktadır.

Sözde demokrasi ile yönetilen Türkiye’mizde ise sıkça yönü değişen siyaset rüzgârları, demokrasi kesintileri, askeri darbeler, ekonomik krizler; özellikle Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun yayın politikasını ve bu kurumun seçkin çalışanlarını olumsuz etkilemiştir.

Bütün baskılara rağmen TRT’nin yayın politikasında istediği radikal değişiklikleri sağlayamayan siyasi iktidarlar; yönetici atamamak, atanacak yöneticiyi engellemek, maddi kaynakları kısmak, tasarrufa zorlamak, kadro vermemek ya da usulsüz eleman almaya zorlamak sureti ile TRT kurumunu zora sokmuşlardır.

            Bu arada TRT; bir yandan iktidarların ve ülkedeki güç odaklarının eş-dost-ahbap çocuklarını kolay yoldan devlet memuru yapma merkezi haline getirilirken, öte yandan; aynı merciiler tarafından personeli fazla, çok fazla maaş alıyorlar v.s. gibi akla hayale gelmeyen asılsız bir takım iddialar ile yıpratılmaktadır.

Ülkemizde özelleştirme furyasının hüküm sürdüğü bu günlerde ne yazık ki, devletin elinde bulunan son derece stratejik öneme haiz birçok kamu işletmesinin özelleştirildiği ya da özelleştirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

            TRT Kurumunun da gözden düşmesi için ülkemizin içinde ve dışında bulunan bir takım güç odakları sürekli olarak yıpratma faaliyetleri yürütmektedir.

Türkiye ve Türk milleti adına Ordumuz kadar önemli bir başka kurum olan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu çalışanları adına Türk Haber-Sen olarak aşağıdaki hususlara dikkatleri çekmek istiyoruz.

TRT’NİN İDARİ YAPISI

TRT Bir genel müdür, dört genel müdür yardımcısı 29 Daire Başkanlığı ve 7 bölge müdürlüğünden oluşmaktadır.

Toplam 9 bin 681 normu bulunan TRT’de bilfiil çalışan sayısı 6958 dır.( 02.04.2008 itibariyle)

TRT Personelini: yayına doğrudan hizmet eden kadrolar(Prodüktör-Muhabir-Kameraman-Sesçi-Teknisyen-Operatör-Resim Seçici-Stüdyo Şefi-Işıkçı-Mühendis v.s.), yayına dolaylı hizmet eden kadrolar (denetçi-yayın şefi-sanatçı v.s.), yönetici kadrolar ve diğer kadrolar (doktor, avukat, müfettiş v.s.) olarak belli başlı dört guruba ayırabiliriz.

 

Emekli olanların, çalışırken hayatını kaybedenlerin ve kurumdan ayrılanların yerine neredeyse 10 yıldan bu yana kurum dışından yok denecek kadar az eleman alınmış, kurumun en hassas birimlerinde çalışanların sayısı yarı yarıya azaltılmıştır.

Bu arada kuruma alınabilen elemanların büyük bir kısmı açıktan atama yoluyla ve hatır gönül ilişkileri ile vasıfsız, kalifiye olmayan elemanlardan oluşmaktadır.

Öte yandan Kurumun en önemli özelliği olan stajyerler arasından seçilen ve programlara asistan olarak katılan elemanların belli bir süre sonra açılan sınavlar ile kadroya geçirilmesi ve kuruma kazandırılmalarıdır. Kuruma bir okul vasfı kazandıran bu uygulama da ne yazık ki 10 yıldan bu yana sürdürülmemiştir.

İstisna sözleşmesi ile kuruma hizmet veren elemanların kadroya alınması için dönemin hükümetinden alınan kadrolar, kurumda çalışan ve yetiştirilen elemanlara değil, ülkedeki üst düzey bürokrat, bakan, milletvekili eş ve çocuklarına dağıtılmıştır. Kurum içi ve dışından gelen tepkilerden sonra ise kurumun ihtiyacı olan alanlara tepkiler bahane edilerek eleman alınmamıştır.

İstisna sözleşmeli personel Türkiye’de bir başka örneği bulunmayan işçi sayılmayan yapıma ve yayına yardımcı sigortalı geçici personel adı altında istihdam edilmiştir. Bu kadroda çalışan kişilerin mevcut şartlarda yarına dair hiçbir plan yapmaları mümkün değildir. Kendilerine imzalatılan sözleşme maddeleri gerek insan haklarına gerekse de uluslar arası çalışma yasalarına aykırıdır.  Bir an önce söz konusu kadroların iptal edilerek, sigortalı personelin kurum kadrosuna alınması gerekmektedir.

Ülkemizde meslek gurubunda öğrenci yetiştiren birçok fakülte; mezunlarını yaklaşık 10 yıldan bu yana Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’na sokamamaktadır.

Kadrolu eleman alımı yapılmadığı için özellikle Prodüktör, Muhabir, Kameraman, Montajcı, Mühendis, Teknisyen, Sesçi, Işıkçı gibi daha birçok kadroda; yaşı itibarı ile görevin gereği olan aktif meslek hayatını sürdürebilme olanağı olan çok az personel kalmıştır.

Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun şu anki kadro ve teşkilat yapısı 1-2 televizyon kanalı ve birkaç radyo kanalı için oluşturulmuştur. Oysa şu anda birçok televizyon kanalı, radyo kanalı, internet, teletext, dergi v.s. gibi alanlarda yayıncılık yapan bir kurum haline gelmiştir. Artan yayın çeşitliliği, yayın alanı genişliği, yayın teknoloji çeşitliliği (uydu, internet, karasal v.s.) nedeniyle kişi başına düşen iş yükü de fazlalaşmıştır. Buna rağmen personel sayısının artmak yerine azalması kurumu kalite anlamında, çalışanları ise fiziki ve psikolojik olarak zora sokmuştur.

O halde denilebilir ki kurumda personel sayısı fazla olmadığı gibi, tehlike sınırlarını çoktan aşacak şekilde azalmıştır. Bu açığın bir an önce kapatılması gerekmektedir.

Kurumun bir kamu kurumu olması nedeniyle yapılan işlemler belli bir mevzuata göre yapılmakta, takip edilmekte ve denetlenmektedir. Bu görevlerin oturmuş bir teşkilat yapısı ile yürütülmesi gerekmektedir. Şu anda yönetim kadrolarının büyük bir bölümü boş bulunmaktadır. Bu kadrolardan birden fazla yardımcılık kadrosu bulunan bazı birimlerde iptaller yapılabilir. Fakat teşkilat yapısında hiçbir birimden tamamen vazgeçilmesi mümkün değildir.

TRT Teşkilatındaki her birim yılların incelemeleri, araştırmaları ve tecrübesi neticesinde oluşturulmuştur. Her birinin bir başkası tarafından yürütülmesi mümkün olmayan asli görevleri bulunmaktadır. Kaldı ki kurumun yayın kadrolarında yaşanan personel azalması bu bölümlerde de aynen yaşanmıştır. Bu birimlerin azalan personel sayıları, var olanların terfi etmeleri neticesinde saha çalışmalarını yürütecek elemanları yok denecek kadar az hale gelmiştir.

Ülkemizin bulunduğu coğrafya enerji kaynakları ve stratejik enerji yolları ile doludur. Küresel güçler bu bölge üzerinde hâkimiyeti ele geçirebilmek için komşularımızda yürüttükleri kanlı operasyonlar ile ülkemizin etrafını bir ateş çemberine çevirmişlerdir. Ülkemiz bu enerji yollarından birçoğunun geçtiği en önemli köprü ve limanıdır. Bunun yanında birçok stratejik madenin dünya rezervinin neredeyse tamamına yakını ülkemiz topraklarında bulunmaktadır. O halde dış güçlerin elini hiç çekmediği ülkemizdeki mevcut asayiş durumuna da bakarak yakın savaş tehdidi altında olduğumuz açıkça ortaya çıkar.

Aklı başında hiç kimse bütün mesaisini, alın terini, uykularını ısrarla halkın sorumluluk, bilinç ve kültürünü geliştirmeye çalışan TRT çalışanını horlayamaz.

TRT Çalışanı çoğunlukla yoğun radyasyon ve zararlı elektromanyetik dalgaların bulunduğu ortamlarda usanmadan çalışmaktadır. Bu nedenle özellikle yayın ve yayın ile ilgili personelin birçoğu emekli olamadan hayatını kaybetmektedir.

TRT vericileri başlangıçta bölgesel yayın yaparlardı. Bu gün ulusal ağa bağlı olan verici istasyonları teknolojik yıpranmaya ve demode cihazlara rağmen çalışanların özeni ile bu özelliklerini korumaktadır. Uydu teknolojisi sayesinde pek fazla bir işlevinin kalmadığı söylense de bu vericilerin uydu arızası, sabotaj gibi durumlarda kesin bir gereklilikleri vardır. Vericilerin bulunduğu mekânlar bölgeye en yüksek tepeler olup, ulaşılması oldukça güç olan bu noktalarda TRT çalışanı aylarca esir kalmak pahasına çalışmaktadır. Vericilerin önemini iyi bilen ordumuz, güvenlik sorunu bulunan mevkilerde vericileri kendi birliklerinden daha muhkem bir askeri alt yapı ile korumaktadır.

Bu durumda ülkesini seven, çevresindeki gelişmeleri gören bir kişinin vericilerin yok edilmesi, personelinin azaltılması, özelleştirilmesi ve özel kanal personeli ile ortak (Anten A.Ş.) çalışılması gibi yayın ve ülke güvenliğini tehdit eden fikirleri aklına bile getirmemesi gerekmektedir.

Bu durum radyo sanatçıları için de geçerlidir. Radyolarımızın en önemli özelliği Türk kültürünün en önemli yapı taşı olan müziğimizin koruyucusu olmaktan öte oluşturucusu olmasıdır. Bu gün kendini bilen birçok sanatçı TRT elemanı olsun ya da olmasın, bir müzik parçasına ancak TRT denetiminden geçmiş ve müzik listesine alınmış ise halk müziği, sanat müziği parçası diyebilmektedir. Özellikle Türk Halk Müziğinin yozlaşmasının, piyasa şartlarına maruz bırakılmasının önündeki en önemli engel TRT ve TRT sanatçılarıdır. Bu aynı şekilde Türk Sanat Müziği için de geçerlidir. Sanatçıların bir kısmı albüm çıkarabilmek ve serbestçe konserler verebilmek için zamanla Kültür Bakanlığı alt yapısına geçmişlerdir. Bu geçişin nedeni daha özgür bir çalışma alanı olmasıdır. Bu sanatçılar dahi çalışma biçimlerini, müzik arşivlerini tamamen TRT normlarında oluşturmakta ve icra etmektedirler. Kültür Bakanlığımız müzik konusunda destekleyici olmaktan öteye gitmemekte, bu alandaki otoritenin TRT olduğunu açıkça kabullenmektedir.

Kurumumuzun yozlaşmayı önlemek ve devlet memurlarının ek iş yapmasının yasal olmaması gibi nedenlerle sanatçılara albüm çıkarma ve konser vermeme yasağı getirmesi; ne yazık ki sanatçı arkadaşlarımızı haksız rekabet ile karşı karşıya bırakmaktadır. Kurum kadrosunda bulunan ve müzik kültürümüz açısından son derece kıymetli olan sesler gözden ve gönülden ırak çalışmalarını sürdürürken, meydanlar kalitesiz, ahlaksız ve yoz kişilere kalmaktadır.

 TRT Sanatçıları birer araştırma görevlisi gibi yıllık izinlerinde yurdun her köşesini gezmekte, o güne kadar duyulmamış, bilinmemiş yeni parçaları bizzat halk ozanlarının, mahalli sanatçıların ağzından derleyerek müzik kütüphanesine kazandırmaktadırlar.

Telif ücreti sorunu sanatçılarımızın derleme yaptıkları kaynak kişilerin türkülerini piyasa sanatçılarına vermesine neden olmaktadır. Bu durum düzeltilmelidir.

TRT Radyo ve Televizyon kanallarında yapılan çok sayıda programda yayınlanan müzik parçaları şayet tamamı ile serbest çalışan sanatçılardan temin edilirse bunun telif maliyetinin neredeyse sanatçıların kuruma maliyeti ile aynı olacağı açıkça görülebilir. Kaldı ki böyle bir maliyetin olmaması dahi bir şeyi değiştirmez. TRT Türk Halk ve Sanat Müziğini korumak için her türlü maliyete göğüs germelidir.

Sanatçı sayısı fazla değildir, bilakis azdır. Yaklaşık 20 yıldan bu yana kuruma yeni sanatçı alınmamaktadır. Alınmışsa da sayıları yok denecek kadar azdır. Geçmişteki yönetimlerin yanlış politikaları ülkemizde Türk kültürüne ve müziğine sevdalı gençlerimizi popstar yarışmalarına mahkûm ettiği gibi, kurumun yetiştirdiği genç sesleri de kadroya almak yerine işten çıkararak türkü barlara meze yapmıştır.

Müziğimizin üzerinde oynanan oyunlar ülkemize yönelik kültürel saldırıların başında gelmektedir. Bu nedenle TRT bu görevini halka ve ülkeyi yönetenlere iyice anlatmalı, yeni sanatçılar ve derlemeler ile müziğimizin gen bankasını genişletmeye ve korumaya devam etmelidir.

TRT Kurumu bünyesinde bulunan daha birçok birim de ne gerek var eleştirisi ve yıpratmaya maruz kalmaktadır.

Araştırma İmalat Dairesi birçok üniversitenin, meslek yüksek okulunun ne yazık ki yapmadığı bir şeyi yapmaktadır. Avrupa Yayın Birliği EBU standartlarında yayın yapılabilmesi için yükte hafif pahada ağır çok sayıda cihazın ülkemizde üretilmesi için ne yazık ki hiçbir eğitim verilmemekte, çalışma yapılmamaktadır.

TRT Bir yandan yayın görevini yürütürken belki de ülkemizin sayılı okulları kadar önemli bir eğitim kurumudur. Başta meslek liseleri olmak üzere çok sayıda meslek yüksek okulu ve üniversite öğrencisi her yıl kurumumuzda mecburi stajlarını ücretli-ücretsiz yapmaktadır. Bu öğrencilerin birçoğu staj sürelerinin sonunda asıl eğitimi kurumumuzda aldıklarını belirterek gönüllü olarak ziyaretçi adı altında stajlarını uzatmaya çalışmaktadır.

Kısaca bütün birimlerinin sokaktaki vatandaşa ve ülkemizi yönetenlere anlatılamayan belki de bilinçli olarak anlatılmayan birçok vazgeçilmez görevi vardır.

O HALDE NEDEN İZLENMİYORUZ?

Bu soruyu TRT çalışanlarından daha çok ülkemiz insanlarının ve o insanları şu ya da bu şekilde yetiştirenlerin kendilerine sormaları gerektiğini düşünüyoruz.

TRT Genel Yayın Planı tek yanlı olarak TRT çalışanlarınca değil, ülkeyi yöneten devlet teşkilatındaki kurumların ortak çalışmaları ile oluşmaktadır.

Ne acıdır ki, eğitim konusunda şu konuları ele alın, şu eksikleri giderin diyen milli eğitim teşkilatımızdaki öğretmenlerin kendileri bile TRT yayınlarına popstar yarışmalarını yeğ tutmaktadır. Trafik konularını, suçu önlemek için şunları yapın diyen emniyet teşkilatımızda ha keza aynı şekilde davranmaktadır. TRT bizim için şunları yapıyor, önemli konular anlatıyor, mutlaka TRT izleyin diyen öğretmen sayısı yok denecek kadar azdır.

Bize ormanı ve doğayı sevdirmek için şunları yapın diyen Orman Bakanlığı personeli de aynı durumdadır. Üstüne çekim için her hangi bir mille parka girilmek istendiğinde resmi izin ve ücret talep edilmektedir. TRT Kamerası ve kimlikleri görüldüğü halde… Burada bahsi geçen bakanlıklar ya da kurumlar sadece birkaç örnek vermek içindir. Neredeyse ülkemizdeki resmi birimlerin tamamına yakınının kurumumuzun arkasında durması gerekirken tam tersi özel kanallara gösterdikleri yardımların onda birini bile TRT personeline göstermez hale gelmelerini hiçbir surette açıklayabilmek mümkün değildir. Sadece onların kalemi biraz daha sivri, TRT çalışanlarının ki ise biraz daha küt ve ucu kendine dönük şekildedir.

Haftalarca, aylarca sırf logosunda TRT yazıyor diye bizleri izlemeyen- dinlemeyen kişilerin yayınlarımızın kalitesizliğinden bahsetmesini çoğu kez hayretlerle izlemekteyiz.

Demek ki ülkemizde topyekûn bir durma, düşünme ve silkinme gereklidir. Popstar izleyen, Avrupa yakası izleyen, Buz pisti kepazeliği izleyen vatandaşımız için acaba bulunduğu mekânda ve zamanda her hangi bir TRT kanalında rahatlıkla izleyebileceği bir program yok mudur?

Varsa bu kişiler neden o sırada yoz kültürün zararlı ışınlarına ruhunu maruz bırakmaktadır. Bu sorunun cevabı araştırılmalıdır.

O halde bir yandan kurumun personel alt yapısını takviye ederken, program içeriklerini zenginleştirirken ve teknik alt yapıyı geliştirirken öte yandan da yurdumuzdaki bütün kamu ve özel sektörü bilgilendirmek, neler yapması gerektiğini anlatmak için de bir TRT kalkınma hamlesinin yürütülmesi gereksinimi vardır. Bu çalışmalar her ne kadar TRT kurumunu parçalamak, yok etmek ya da üzerine konmak isteyenlerce hoş karşılanmayacak olsa da ısrarla üzerinde durulması gereken bir husustur.

TRT Çalışanları fazla maaş almamaktadır. TRT Çalışanı bir basın mensubudur. Bir sanatçıdır. Yaptığı her işi tamamı ile kendi zihninden kendi sanatından damıtarak yapmaktadır. Yapılan çoğu işin patenti doğrudan o işi yapana aittir. Yani ülkemizdeki birçok kurumda ve iş alanında olduğu gibi çalışma sadece fiziken değil tersine zihnende yapılmaktadır. Bu nedenle TRT kurumuna alınan elemanlar özel sınavlardan geçirilmekte, yılların tecrübesi içerisinde pişirilmektedir. Bu kişilerin bir basın mensubunun, bir yayıncının Avrupa Birliği ülkelerindeki gelir ortalamalarında ücret alması gerekmektedir. İngiliz yayın kuruluşu BBC ya da Yunan devlet radyo televizyon kurumu ERT de çalışan bir prodüktör daha birkaç yıllık ücreti ile ülkenin en gözde mekânlarında aldıkları lüks konutlarında otururken, TRT çalışanlarının çoğu emekli olana dek güç bela bir konut edinebilmektedir.

Ülkemizde özel yayın kurumlarında çalışanların almış oldukları ücretlerde açıkça ortadadır. Bunlar her gün çeşitli TV programlarına ve gazete haberlerine konu edilmektedir.

Sonuç olarak Türkiye’nin Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’na ihtiyacı vardır.

O halde TRT’ye neden kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından yoğun bir saldırı yapılmaktadır. Hükümet tarafından hazırlanan tasarıyla TRT neden yok edilmeye, küçültülmeye çalışılmaktadır.

Hazırlanan tasarı TRT’yi yok ediş tasarısıdır. Bizi üzen nokta, bu saldırı yapılırken, kamuoyu yanlış bilgilendirilmektedir. TRT kamu oyuna 10 bin çalışanın  hiçbir iş yapmadan milyarlarca lira maaş alan  bir çiftlik olarak tanıtılmaktadır. Hangi kurum kendini kötüleyerek karalayarak yeniden yapılanma yapabilir. Sendika olarak bütün bunları kabul etmemiz mümkün değildir.

Tasarıyla, dire başkanlıkları birleştirilmekte, bölge müdürlükleri kaldırılmakta, buralardan boşalacak kadrolar iptal edilerek Devlet Personel Başkanlığı havuzuna gönderilmektedir.

Bu tasarıyla, TRT personelini öteki kamu kurumlarına göndererek, kendi kadrolarına yer açmaya çalışılmaktadır. Tasarıda, Anayasa’nın 133.maddesiyle güvence altına alınan tarafsızlıktan ve kamu hizmetinden tek kelime bile edilmemektedir.

Bu yasa tasarısı yetkisiz ve kurumu tanımayan kişilerce hazırlanmış, teknolojik gelişmelerden uzaktır. Sadece ve sadece personeli mağdur edecek, çalışanlarıyla kurumunu mahkeme koridorlarına taşıyacak ve diğer kamu kuruluşlarında da benzer keyfi uygulamaların önünü açacaktır.

            Söz konusu tasarıyla Genel Müdürün yetkileri artırılmakta, keyfi uygulamaların yolu açılmaktadır. Kurumun hukuki icraatlarını fiilen yürüten bürokratların görüş ve önerilerini dikkate almadan, sadece Genel Müdürün isteğiyle karar alınması için koordinasyon kurulu kaldırılmak istenmektedir.

Bu taslak ile ileride birçok yanlışın daha yapılmasının yolu açılacaktır. Anayasada belirtildiği üzere devletin resmi dili Türkçe’ dir. Ancak taslak ile TRT’de gelecekte, ülke bütünlüğü için ciddi problemler doğuracak dil yayınlarının yapılması siyasi baskılarla kolaylaşacaktır.

Böyle bir uygulamanın önünü açarak, bunun vebalini tarih önünde vermek mümkün değildir. Çünkü bu endişemizin yerine gelmesiyle veya bunun önünün açılmasıyla Türkiye’nin bölünmesini peşinen kabul etmiş bir görüntü içine girilecektir.

Tasarının ek maddesi tam bir personel kıyım maddesi olarak hazırlanmıştır. Personelin, Devlet personel Başkanlığına gönderilmesi yerine, TRT’nin uygun birimlerinde görevlendirilmelerinin sağlanması ve çalışmayı özendirici hükümlerin getirilmesi amaçlanmalıdır. Taslakta ek maddeyle TRT sanatçıları özellikle hedef alınmış ve gözden çıkarılmışlardır.

Bilindiği üzere TRT; sanatçıların yetiştiği, Türk kültürünü en iyi şekilde araştıran, bulan, derleyen ve halka sunan bir okuldur. Sanatı ve sanatçıyı hedef alan bu tasarı, Anayasanın “Sanatın ve Sanatçının Korunması” başlıklı 64.maddesine aykırı düşmektedir.

TRT sanatçıları bu kuruma girerken binlerce adayın arasından seçilir ve yetiştirilir. Müzik konusunda bulundukları ortamlarda kesin bir otorite sayılırlar ve saygı ile karşılanırlar.

TRT Sanatçıları “Türk Halk Müziği”, “Türk Sanat Müziği”, “Türk Tasavvuf Müziği” ve batı tarzı birçok müzik türünü icra eder.

Özellikle kendi kültürümüze ait müzik değerlerinin korunmasında TRT Kurumu ve sanatçılarının büyük bir rolü bulunmaktadır. TRT Sanatçıları icra ettikleri müzik parçalarını aslına uygun ve doğru olarak icra ederken devletten aldıkları maaş dışında ek bir gelir sağlayamazlar. Oysa piyasa şartlarında ticari zihniyetle hareket eden kişiler, kafalarından uydurdukları yorumlarla müzik kültürümüz üzerinde derin yaralar açmaktadırlar. TRT sanatçılarının müziğimizin korunmasını kendi çıkarlarından önce tutması; bu yasa ile cezalandırılmaktadır.

Sanatçının ve sanatçıya verilen maaşın bir kamu kurumu tarafından yük olarak görülmesi anlaşılır değildir.            Tamamı 425 kişi olan ve yıllarını TRT Kurumuna veren, bu gün genç kuşaklara bildiklerini aktaran, hocalık yapan değerlere; yaşlanmış artık sesi çıkmıyor, gitsin demek hem o kişinin sanatına, hem hizmet ettiği değerlere hakaret etmek demektir.

Sanatçıların bir kısmını gönderip, kısıtlı sayıda sanatçıyı kurumda tutmak fikri ise akıl almaz bir düşüncedir. Buna göre bir yörenin müziğini icra eden sanatçı gönderilip, sırf sesi güzel, genç diye bir başka yöre sanatçısının kurumda tutulması mantığı inanılır değildir.

Bu esas amacı Türk Müzik kültürünü oluşturmak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak olan TRT’nin bu görev ve çizgisine büyük bir darbedir.

2954 Sayılı Yasanın 16. Maddesinin 2. paragrafı ile “Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun yurt dışı ve taşra birimleri ile her seviyedeki teşkilatlanma değişikliği genel müdürün teklifi ve yönetim kurulunun kararı ile yapılır” hükmü getirilmek istenmektedir.  Böylece siyasi irade ile belirlenmiş,  kurum dışından atanan genel müdür ve yönetim kuruluna hiçbir usul ve esasa bağlı olmadan, TRT’de istedikleri zaman istedikleri düzenlemeyi yapmak gibi sınırsız bir yetki verilmektedir.  Böyle sınırsız bir yetki; demokrasi ile yönetilen hiçbir ülkede kamu yönetimi anlayışında mevcut değildir.

Yine yasa tasarısının geçici 11. maddesi ile  16. maddesinde öngörülen teşkilat şeması değişikliği sonrasında “görevi sona erenlerden yeni bir kadroya atanamayanlar” ile “hizmetine ihtiyaç kalmadığına yönetim kurulunca karar verilen” personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmek amacıyla Devlet Personel Başkanlığı’na gönderilmesinin yolu açılmaktadır.

Görevi sona erenlerin yeni bir kadroya atanmaması ile bir personelin hizmetine ihtiyaç olup olmadığına hangi esaslar göz önünde bulundurularak karar verileceği belirtilmemiştir. Böyle bir uygulama bu güne kadar hiçbir kamu kurumunda yapılmamıştır.

Yürürlükteki mevzuat çerçevesinde sadece özelleştirilmiş kamu kurum ve kuruluşlarından başka kurumlara personel nakli gerçekleştirilmiştir.

Tasarıda teknolojik gelişmeler en önemli gerekçelerden biri olarak sunulmasına rağmen tasarıyı hazırlayanların teknolojik gelişmelerden bihaber oldukları açıkça görülmektedir.

Öyle ki internet TV, IP TV gibi uygulanmakta olan teknolojik gelişmelere bağlı düzenlemeler konusunda en küçük bir bahis dahi tasarı metninde yer almamaktadır.

Tasarının 1. maddesinde 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 16. maddesi değiştirilmek istenmektedir. Bu değişiklik ile mevcut teşkilat yapısı iptal edilerek yeni bir teşkilat şeması oluşturulmaktadır.

Ancak madde içerisinde eski teşkilat yapısında bulunan birimlerden hangilerinin yeni kurulacak teşkilat yapısında hangi birime bağlanacağı belirtilmemiştir. Kamu yararı gözetilmeden yapılan birleştirmeler yeniden yapılanmadan ziyade içi boşaltılarak iktidarlara boş kadro açma anlamına gelmektedir.

Ayrıca tasarının 3. maddesinde belirtilen 2954 sayılı kanuna eklenmek istenen geçici 11. maddesinde geçen “söz konusu personelin atandıkları yeni kadroların ücret (fazla mesai ücreti hariç) ve özel hizmet tazminatı toplam net tutarının, eski kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta oldukları ücret (fazla mesai ücreti hariç) ve özel hizmet tazminatı toplam net tutarından (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır) az olması halinde aradaki fark tutarı, fark kapanıncaya kadar atandıkları kadroda kaldıkları sürece her hangi bir vergi ve kesintiye  tabi tutulmaksızın ayrıca tazminat olarak ödenir.”denilmektedir.

Kurum personelinin tamamı kazanılmış hakları olan maaşın unsurlarından fazla mesai ücreti (ortalama 164 YTL)  kaybına uğramaktadır.

Bu hüküm T.C. Anayasa’sının kazanılmış haklar ile ilgili maddelerine aykırıdır!

Türk Haber-Sen olarak Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nda yeniden bir yapılanmanın gerekliliğine inanmaktayız.  Ancak bu yapılanmanın siyasi amaçlarla yapılması kuruma hiçbir şey kazandırmayacaktır. Kurumu çalışanlarının ve onların temsilcilerinin görüşü alınarak daha sağlıklı bir yapıya kavuşturmak mümkün olabilir.

Söz konusu gerekçeler dolayısıyla, tasarı geri çekilmelidir.

Doğru olan; kurumun özerkliğinin bir an önce sağlanması, kurumun kalitesiz elemanlar almak zorunda kalmaktan kurtarılması, teknolojik alt yapının güçlendirilmesi, atıl personelin ihtiyaç duyulan yayın birimlerinde değerlendirilmeleri için gerekli eğitimden geçirilmeleri ve yayında eksik olan personel sayısının bu şekilde telafi edilmesidir. Ayrıca emekli olacaklara teşvik pirimi verilmek suretiyle emekli olmaları sağlanmalıdır.

Saygılarımızla,

 

DAĞITIM

-Parti grup başkan vekilleri

-Milletvekilleri

-Basın kuruluşları

-TRT Genel Müdürü

 



Diğer Başlıklar
    2010 YILI TOPLU GÖRÜŞME SONUÇLARI
    TOPLU GÖRÜŞMELERİN 3. TURU SONA ERDİ
    TRT ÇALIŞANLARINA ÖNEMLİ DUYURU
    EN DÜŞÜK DERECELİ MEMURA 310 TL İSTİYORUZ.
    PTT ‘DE SINAV DUYURUSU
    TOPLU GÖRÜŞMELERDE HİZMET KOLUMUZA AİT TALEPLERİMİZ ŞÖYLE
    EK ÖDEME KARARNAMESİNDE HAYAL KIRIKLIĞI
    TRABZON-GİRESUN VE SİNOP İLLERİNİ ZİYARET ETTİK
    PTT EĞİTİM FARKLARINDA EN SON GELİŞME
    15 AĞUSTOS 2010’DA MEMUR MAAŞ ZAMMI İÇİN TOPLU PAZARLIK MARATONU BAŞLIYOR
    TALEPLERİMİZ
    ŞUBE BAŞKANLARI TOPLANTISI AFYON’DA YAPILDI
    PTT GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN PTT AŞ KONUSUNDA Kİ SUNUMU
    NİHAYET DAĞITICILARIMIZIN GÖMLEKLERİ GÖNDERİLİYOR
    TRT PERSONELİNİN BEKLEDİĞİ KARAR
    BİLGİLENDİRME TOPLANTISI
    PTT ‘DE YENİ TEKNOLOJİ HİZMETE GİRDİ
    PERSONEL SIKINTISI HAT SAFHADA
    TRT ÇALIŞANLARI ŞEHİTLERİNE SAHİP ÇIKTI
    BAŞDAĞITICI ADAYLARIMIZI ZİYARET ETTİK
    MEMURUN İŞ GÜVENCESİ ELİNDEN Mİ ALINIYOR!
    PTT EĞİTİM DURUMU ÜCRET FARKI
    HATAY İSKENDERUN’DA HAİN SALDIRI ALTI ŞEHİT
    TRT KAMPINA GİTMEK İSTEYENLER İÇİN DUYURU
    Haberleşme Hizmet Kolu Çalışanlarına Teşekkür
    2010 Yılı TRT Kurum İdari Kurulları 1. Raporu
    DAĞITICI KIYAFETLERİNDE YİNE GECİKME OLACAK
    MALUM SENDİKANIN AHLAKSIZ TALEBİ
    2010 Yılı PTT Kurum İdari Kurullarından İlkini Gerçekleştirdik
    MALATYA-ADIYAMAN VE DİYARBAKIRDAYDIK
 

 

Linkler
Duyurular
Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelik
31 Tem 2009
Karar Sayısı: 2009/15169 Ekli "Kamu Hizmetlerinin sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin yürürlüğe konulması; 10.10.1984 tarihli ve 3.056 sayılı Kanunun 2'nci ve 33 üncü maddelerine göre, Bakanlar Kurulu'nca 29.6.2009 tarihinde kararlaştırılmıştır. devamı...
Değerli Üyelerimiz
21 Eki 2008
TÜRKİYE KAMU-SEN GAZETESİNDE YAYINLADIĞIMIZ DOĞUM, ÖLÜM, EVLİLİK, devamı...
DUYURU
9 Nis 2008
Cep telefonlarına kısa mesaj gelmeyen üyelerimiz sitemizin iletişim bölümüne yada sendikamızı arayarak numaralarını, şube ve kurumlarını ekleyerek bildirebilirler devamı...
Makaleler Makaleler   
© 2008 - TÜRK HABER SEN Doktor Mediha Eldem Sokak No:85 Kocatepe - ANKARA
Tel: 0312 424 22 44 | Fax:0312 424 22 49
DNA MEDYA - YAZILIM & SUNUCU HİZMETLERİ